4 Aralık 2016 Pazar

Deniz Aşırı

Bu sefer böyle olmak zorunda sanki. Hak ettiği kelimeleri duyması gerekene.

Çok uzak, çok fazla.

İstese daha uzak olamaz sanki ama istiyor da...

Haklıydı yakındayken, bilemedim. Uzaktayken sarılıp tebrik etmek istiyorum. Belki daha fazlası.

Hep kesik kesik oldu. Şimdiye kadar tamamlandığı olmadı. İyisi oldu, daha iyisi oldu; kabul.  Ama tamamlanmadı be. Belki de bir şeyler eksildiğinden beri tamamlanamadı be "hayat kardeş".

Ne yapalım?

Başladığımız yola devam etmek en mantıklısı, burası çok açık. Mantık... Genel olarak yetmese de, vicdanı rahatlatıyor namussuz. Şimdi sadece vicdanı rahatlasa da ileride buluşturur yolları.

Yüksek yüksek binalardan kız verirler belki belli mi olur?

Bir kere göremeden geri aldı ya o yüksek binalar,

Vermeseler de olur.


19 Kasım 2016 Cumartesi

Her Kayık Yalnızdır

Kayık düşünün...

Rüzgarlar, dalgalar, soğuk ve kürekleri...

Limanda iplerine bağlı, açıkta küreklerin emrinde.

Kayıkta güzel sefa sürülür, cefa çekilebileceği gibi. Hepimiz verniği atmış birer kayık gibiyiz aslında. Fazlası değil. Sahibinden çok bakımını bekleyen, amacından çok cakasını satmaya çalışan...

Neyiz, neden varız, zaman denizinde rotamız nasıl? Bunları düşünmeden ham ağırlığımızı ortaya koyan maddeden fazlası zaten olamayız.

Aslında hepsi bir kum fırtınasında yüzümüze çarpan kum tanesi. Neden cesaretimiz yetmiyor üstümüze gelen herhangi bir şeyle yüzleşmeye?

Neden fark edemiyoruz etrafımızdaki güzel ormanları, kuvvetle akan nehirleri, açan çiçekleri?

Sıkıldım artık yıllardır neye hizmet ettiğini anlamadığım metaforlarımdan.

"I need some change in my life" yazılı t-shirti giydiğim günden beri gerçekten ciddi değişime uğradı hayatım. Memnunum da. Ama eksik olan şey sanırım düşündüklerimden farklı.

Aslında hayatın ne kadar değiştiğini düşünsek de,

Hayat eskiden neyse; şimdi tam da o.

26 Mart 2016 Cumartesi

Nehirde bir kayık

Bir akıntı almış götürüyor kayığı, bu sefer kayığın en azından yerinde saymadığını biliyoruz. Akıntı yönünden de memnun bu kayık. Hayat bu sefer kürek çekmesine gerek bırakmamış eskisinin aksine.

Rüzgarın da bir tatlı kokusu var ki kayık akıntının yönünde ilerlerken bir bahar havası geçiyor sanki her an yanından. Sürüklüyor aheste aheste içi bal ruhlu kayığı bu nehir.

Nehire mi şaşmalı, kayığın bu nehre denk gelmesine mi bilemeyiz ama;

Bu nehir sonsuz olsa diye içinden geçiyor kayığın.

13 Mart 2016 Pazar

Karma IV

Karma, çünkü öyle istedi. Sarmaşık dolu yolların sonucu sıcacık bir ele çıkabiliyor bazen. İlk penaltıları kaçırmış olsanız da maçı kaybettiğiniz anlamına gelmiyor. Maçı penaltılara götürebilmenin bile şükredilmesi gerektiğini unutmadan. Bir de bakmışsınız karanlık orman içinde pusulanızı kaybettiğiniz anda kutup yıldızını gösteren biri çıkmış. Çok insanla tanışmış olabilirsin, tanışacaksın da. Ama çok enderdir tanıdık biriyle tanışmak.

Heyecan, peri masalı düşlerinin peşinde koşarken bazen gerçek bir samimiyet çıkar karşına. Bazen bile olmayabilir bu. Belki sadece bir defa. Bilemezsin.

Yolda giden bir araba varsa, ve aslında güzel olan yolda olmaksa; ne gerek var o arabanın tekerine çomak sokmaya.

Sen sabah kalktığın gibi yatmazsın bazı geceler, ama o araba devam eder gitmeye. Yeter ki engel olma.

Arabalar, kutup yıldızları, penaltılar, tanışmalar. Hayat bu yüzden de "karma"karışık.

Bu karmaşanın içinde, uzanan sıcacık eli tutmak gibisi var mı?

Yok sanki...

29 Aralık 2015 Salı

Penaltı atışları

Hayat turnuvasında ilerleyebildiğim kadar ilerlemeye çalışıyorum. Parametreler her insanın hayatta değer biçtiği şeylerden fazla değil, hatta ta kendileri. Arefesinde olduğum durumların menzili çok geniş. Arzu edilen bir pozisyona gelmekle hiç arzu edilmeyen bir duruma gelmeye aynı anda uzun zamandır bu kadar yaklaşmamıştım. Penaltı atışlarına kaldık. Penaltı atışları birkaç ay sürecek doğal olarak. Sonucunda zafer ya da mağlubiyet. Tabi her iki sonuç da mutlak değil. Fakat yeterli bir süre mutluluk yada strese sürükleyebilecek güçteler. Aslında her zaman bize bağlı olan veya olmayan bir çok parametre belirliyor gidişatı. Ama bazen daha berrak hale gelebiliyor yollar. Tercihlerimle ya da başıma gelenlerle bu yol ayrımlarına kadar ulaştım. Bakalım penaltı atışları hangi yola sürecek devamında. Eğer varsa, unutmadan...


11 Aralık 2015 Cuma

Karma III

Her şey bir şekilde birbirine karışalı çok oldu. Kötüye gitmeye ve yormaya başlayalı. Bazı gelecek tasavvurlarının üzerine gerçekler yıkıldı, bir kısmı geçti bir kısmı geçiyor. Kim olduğuma veya ne yapmam gerektiğine dair fikirler gittikçe azalmaya yüz tutmuşken, sadece bir ipucu bekledim hayattan, hala da bekliyorum. Sadece nereden ve nasıl başlayabileceğimi bir şeyin, birinin işaret etmesi gerekiyor bence. Pusulamı kaybedeli çok oldu ve yüksek ağaçların içinde kaldım. Birinin sadece kutup yıldızını nerede göreceğimi söylemesi yeterli. Sadece yürüyecek bir yön istiyorum, emin olmak istiyorum. Biraz şans.

29 Kasım 2014 Cumartesi

Hayat Sineması

Hayat sinema gibi. Kendi yaşamında en fazla başrol oyuncusu olabilirsin. Yazan ve yönetene hiç girmeyelim şimdilik.

İyi de oynayabilirsin kötü de. Kendini oynarsın bazen rol iyi denk gelirse. Bazıları ise iyi oynayamaz verilen rolü. Kendini aşamayacak kadar kötü bir oyuncu ise eğer. Rol mü oyuncuyu, oyuncu mu rolü seçer bilinmez.

Zaman makinesi oysa benim istediğim. Geride kalmış her yapboz parçasını tekrar birleştirebilmek için.

Gelecekte bulabileceğim parçaları şimdi yerine koyabilmek için.

Zaman dursa bile ne yapacağını bilmeyen biri ne aradığı parçayı bilebilir, ne de bulabilir.

Film arası gibi bir hayat arası olsa keşke. Biraz soluklanabileceğimiz, rahatlayabileceğimiz bir aralık. Biraz ders çıkarsak, biraz hayal kursak; frigo da yenebilir aslında.

Hey! Unutma sen başrol oyuncususun. Ne film arası, ne soluklanması. Sen rolünü oyna usulca. Çünkü hayat filminde, hayatının filminde başrol oyuncusu olabilirsin en fazla. Rolünü iyi yap ki, seni izleyenler takdir etsinler, beğensinler. Film bitince alkışlasınlar. Sen ne filmini yaşa, ne de alkışı duy. Çünkü sinema filminde başrol oyuncusu olmak gibidir hayat.

Zaman makinesi olsa ve hayatı da yapboz şeklinde birleştirebilsek keşke. Hem alkış parçasını, hem senaryonun istediğimiz kısmını, hem film müziğini, hem de kendimizi katabilsek biraz yapboza. Rolü düşünmeden, kendimizi düşünebilsek keşke.

Rolü oynamak en yakın ihtimal her zaman. Zaman makinası ufukta görünmüyor.

Şeytan diyor ki text'i yırt at.

Ama o parça kayıp.