29 Kasım 2012 Perşembe

Ufak tefek

Birsürü , hepsi birbirinden değişik ve inatçı, arka arkaya gelmekten bıkmayan, sorun veya kötü diye adlandırılabilecek şeylerin aslında o kadar da önemli olmadığını bırak; çok önemsiz olduğunu düşündüğün an
, derin ve arkası da kuvvetli bir rüzgarın yüzüne çarpması , saçlarının uçuşması ve serinlik..

İnce bir melodi, tok bir ses.Kapı tıklaması.Kapıyı açmak oldukça zor.Uzun zamandır açılmadı o kapı.Arkasında biriken toz ve kiri boşversen bile kimin olduğunu , olabileceğini tahmin etmek bile ürkütücü geliyor ilk başta.Rüzgar tıklamış olamaz ya. Ya da ufak tefek sorun dediğimiz şeylerden biri yine.Belki sorun diye tabir ediyoruz ama kapımızı başka tıklayan olmadığına şükretmeliyiz..

Yazılar , dökülen kelimeler de eskiden su gibiydi ; beton kadar duyarsız ve katı şu sıralar..Hangi ara kelimeler bana küstü ? Ne zaman aramız açıldı eski dostlarla ? Kelimeler ve ince bir melodinin arkasına gizlenmiş, tok bir ses söylüyor şarkıyı..

Ufak tefek birsürü şey sararken başımızı..

Biz onlardan kurtulmayı gaye edinmişken kendimize , çarpan rüzgar..

Saçların uçuşması ve serinlik..

24 Kasım 2012 Cumartesi

Bazen

Bazen..Aslında gövdesi kocaman bir zaman ağacının bazen..Öyle gözükse de ; aslında kırılgan, incecik bir dalı ağacın..Meyve bile taşıyamayacak kadar ince hemde..Bazen iyi de olur kötü de ; hata da olur doğru da..Bazen olur işte..Bazen öyle bazen böyle..Bazen değil midir zaten bir kesinlik belirtmeyen biraz korkak biraz cesur ; ne olduğu belli olmayan işte..
Aslında bazen de bazeni sallamamak lazım..Sonuçta bazen, bazen çıkan bir göz yanılsaması..Bazen ışıltılı bazen karanlık , orası bile belli değil bu bazenin..
Sonuçta..Genele bakmak lazım bazene değil..Bazenler affola..Geneller huzurla dola..

20 Ekim 2012 Cumartesi

Dost(luk)

İstanbul bugün gençleşmiş , sanki biraz kilo almış ama daha enerjik..Daha umutlu olmuş bugün İstanbul..Bir kıtası diğer kıtasını özlemiş sanki hiç görmemişçesine..Köprüler yetmez olmuş ; sanki hiç iki yakayı bir araya getirememiş gibi bir türlü beğendirememiş kendini gecenin bir yarısı..Mavi ışıldamayı görmüş o gece bir yaka diğerindeki..Eskiden alışık olduğu fakat uzun süre sonra ilk kez gördüğü o ışıldamayı..Çocukluğunun gençliğinin ışıldamasıymış o , hani içinde muzip bir gülümseme içeren ve kahkaha seslerinin gölgesindeki o ışıldama..

Çim sahada topa vurmakmış , bazen el sıkışmak , bazen sarılmak , bazen basit bir oyun konsolunda uzun zaman geçirmekmiş..Formlarıymış bu dostluğun ama farketmek bir o kadar güçmüş..Yıllarca aynı havayı soluyabilmeyi özlemekmiş dostluk ama o havadan çok uzaklardayken o kokuyu koklamakmış aslında..Dostluk dediğin bir kelime değilmiş sadece, evinde kalmasıymış sen onun kalmasının değerini gerçekten bilmemene rağmen..Sıradan bir kahvaltıda vişne reçelini ekmeğine yorgun ama huzurlu bir şekilde sürerken, onun dediklerini pür dikkat dinleyebilmekmiş dostluk..

Dostluk dediğin beraberce samimi zaman geçirebilmekti belki de değerini bildiğin sürece..Değerini bilmeyi öğrenebilmek ise belki dost olma yolunda alınması gereken en önemli dersti..

Edip Cansever'in de dediği gibi ; adam bakır kaseye çiçeklerini koymuş , pencereden gelen ışığı koymuş , ekmeğin havanın yumuşaklığını koymuş , ne yapmak istiyormuş işte onu koymuş , uykusunu uyanıklığını koymuş , açlığını tokluğunu koymuş masaya adam..Adam sadece bunları değil birsürü şey daha koymuş o masaya ama uzatmayayım..Masa da masaymış ama , bana mısın dememiş bu kadar yüke ; bir iki sallanıp durmuş..Ama adam da ha babam koyuyormuş..

İşte Edip Usta da söylemiş ya..Bazen dost , dost ; dostluk da dostluk olacak..Bana mısın demeyecek..Öyle olması lazım..Bir iki sallanabilir ama yerinde duracak..




15 Nisan 2012 Pazar

Karma II

Hisler bazen fiziksel şekilde anlatılır , genelde ruhsal..Var olmak ruhen mi fiziken mi ? Bazıları ruhani dünyayı fizikleriyle yaşamaya çalışırken ,bazıları hayatın fiziksel zorluklarını güçsüz ama umutlu ve istekli ruhlarıyla karşılamakta..

İnsana olan sevgi ve aşk gündelik hayatın en hayat dışı anahtarları aslında taşıması ağır olan fakat insana şevk veren kocaman anahtarlar...İki kişi taşıyabildiğinde bu anahtarı belki en umut dolu yolda en zor kapılar açılacak ama bencillikler malesef anahtarı yere atmakta çoğu zaman..

Hiçbir şey değişmeden farklı şeyler yaşanması anlamsız gelebiliyor dünyada şu çaresiz ve kraldan çok kralcı insanoğluna..Oradan oraya..Herşey olmuş iken herşeyin yıkılabilme ihtimali..Yıkılmasına bırakmak çok da kolay değil büyük emekler verdiğin çok güzel esere..Allah sana bahşetmiş ayrıca sana mı kalır bencillik yapmak..Ama insanoğlusun işte..Yapıyorsun kendi basit ve sınırlı aklına göre birşeyler..Sınırlarını bildiğin bir şey yapmak da kapasitenin sabit olmasından ve cesur olmamandan dolayı çok daha geliyor çoğu zaman..

Cesur olamamak ve asil davranmamak kalplerde hali hazırda duran sonsuz sevgi için en aristokrat davranış yeri geldiğinde bilindiğinin tam tersine..Ama yanlışlar kaçınılmaz oluyor..Doğruları bulmak elimizin ucundayken , gözyaşlarımızı silmek için yukarıya doğru hareket eden ellerimiz doğruları yine kavrayamamakta..Yaşlar silindiğinde gözlerden , elimizi tutmak için bekleyen birer sıcak el var..İşte elimiz o zaman var..

Elimiz var da gözlerimiz ne zaman var ? Ona bakabiliyorken var gözler..Hiç yakışır mı bile bile kör olmak insana ? Kulaklar onun sesinde var sadece.. Onun kokusunu alabiliyorken burun hayatta..O varken varım ben..

Kalp orada..Akıl ona yetişmeye çalışıyor..

Akıl da zaten orada ; kalp , garibim , onun peşinde sürükleniyor..Bir çemberin etrafında kovalıyorlar birbirlerini , aynı hızla , aynı istekle..Hiçbir zamana..Her zamana..

Biz kendi derin denizimizde , diğer denizleri derinleştirmek uğruna..Arada bir kanal yapamayacak güçle , sadece kazmaktan umutsuzlaşarak..Ama bitmeyen şevkle..

10 Nisan 2012 Salı

Düşünmek ve farkındalık

İnsanoğlu düşündükçe var, düşünmedikçe insandan çok farkı var.

Benliğini , özünü unutmaya çalışan sadece kişiliksiz olabiliyor malesef. Üstüne birşeyler koyabilmekse sadece temeli sağlam olmaktan geçiyor. Temel ise sadece benlik..

Zeki ve duyarlı olmak insanı üzüyor bu hayatta..Bir şeylere kafanın eriyor olması ve insan psikolojisinin nelere kadir olduğunu farkedebilmek topluma katkı yapabilmekte fakat kişiyi son derece yıprakmakta..

Garip olan dengesizlikler malesef her insanda var..Birini eleştirdiğimiz bir durum , biz de o an bile var olabilmekte ve fark etmeden normal karşılamaktayız..Örnekler ise çok basit ve düşünmesi çok sıkıcı şeyler..İsminden belli değil mi zaten ; örnek..Mesela herkesin bizi değil de kendini düşünmesi çok irite edici olmakla beraber bizi onlardan uzaklaştıran bir düşüncedir..An gelir de biz de kendimizi delicesine düşündüğümüzü görünce hayal kırıklığına uğrarız işte..Zeki ve duyarlı olmak koşulu ile, insan olmanın da doğal getirileriyle..Aslında insan olmak da hayal kırıklığına uğratıyor bizi , irademizi kullanamamak , aklımızı mantığımızı doğru alanda çalıştıramamak herkesin yaptığı şeyler aslında..Farkeden ise sadece biraz daha zeki ve duyarlı..Ve pişman...

Diğerlerine göre biraz daha ileride olabilmek bir bahane değil tabii ki..Sadece farkındalık arttıkça bıkkınlık da artıyor..Dinlenmek istiyorsunuz kendi dilinizde..O dili herkes anlayamaz..Anlaşabildiklerinizle konuşarak dinlenebilirsiniz..İnsanoğlunun psikolojisi sonsuz , güçlü -kullanması zor olan bir güç- , kendiyle çelişebilen ve aşırı subjektif bir olgu...İnsan kendi psikolojisine göre hareket etmemeli dediğimiz yerde ise yine insanın düzen içindeki çaresizliğine ve işlevsiz dişli(!) çarkına rehin bırakmış bulunuyoruz..

Düşünenler ve farkında olanlar..Bir şeylere katkı koyabilecekler ve yetebilecekler..Öğrenenler..Öğrendikçe ne kadar bilgisiz olduğunun farkına varanlar ve yetebildikce yetemediklerini görenler..Biraz daha zeki ve duyarlı olanlar..Biraz daha pişmanlar..

1 Nisan 2012 Pazar

Spring's just come jovially !

Spring has just come jovially again ! with its burning sun and the sweety licking wind...

At the last arrival of it , I've found my key of life in my heart and it opens my locked doors obstinately. When I found my "life key" , I couldn't realize the significance and effectiveness of her. I'm realizing her pulchritude gradually , therewithal my love increases every day and every second of my life..I know magnitude of our love and I also know she is my life..

This spring did not only brought its sun and wind , It also indicated me the season loop of our nice relationhsip..I am looking at the shining sun with my sweatheart and the wind blows its care to us..

What are we doing ?

Just waiting the all seasons which will be filled with our big love..

26 Şubat 2012 Pazar

Sevgi Çemberi

Çember oluşturmak için önce bir merkez gerekir, sevgi çemberinde de merkezinize koyacak gerçek bir sevgi. Merkezi ile bile size büyük bir tatmin, yeterlilik hissi verdiğinde başlar çember. Oraya koyacak kişiyi siz bulamasanız, o sizi bulamasa da; bir gün buluşuyorsunuz işte..

Sevgi olarak adlandırdığınız duygu aslında doğrudan kalbinizden geçtiği için bir süre sonra hayat anlamını taşımaya başlıyor. Çünkü huzur ve mutluluk hayatın kaynağı , bunların ise doyasıya memleketi kalbinizin tam ortası. Çemberiniz büyüyor değişiyor ama merkeziniz aynı kaldığı için siz de kimliğinizi kaybetmiyorsunuz; unutmuyorsunuz güzel anılarınızı, kahkahalarınızı, sarılmalarınızı, sıcaklığınızı. Etrafınızdaki insanlara, sahip olduklarınıza, gününüze, geçmişinize ve geleceğinize farklı bir anlam katmaya başlıyorsunuz. Hepsi daha olgun ve sizi takdirle izleyen bir bakışla süzüyor sizi çevrenizde. Çemberinizin her tarafından. Özlemle bakan geçmişiniz, heyecanla bekleyen geleceğinize iyi haberler veriyor sadece. Etrafınızdakiler gülüyor güzel gözleriyle, sizi seven kalpleriyle ve tamamen sizin yanınızda olmanın keyfiyle. Gününüz bile farklı doğuyor işte. Güneş selamlıyor her defasında büyük bir huzurla.

Bazen mutlu olmak için daha fazla bir şey ihtiyaç olmadığına inanıyorsunuz, evet doğru yoldasınız. Keşke hep buna inanıp yüzünüzü güldürebilseniz. Fakat ne yazık ki hem manevi anlamda hem maddi anlamda açlığınız doyurulması zor olgular.

Çemberiniz size mutluluk için sonsuz nokta veriyor, siz tek ve kapalı bir çizgi olarak görmeyin yeter. Büyütün o çemberi, merkezinizi bulup sabit tutmak şartıyla.

Gittiğiniz yolda umutsuzlukta mola vermeyin, merkezinizi bulmak için hiçbir zaman geç olmuş sayılmaz. Aslında yolda giderken varmış olamayacaksınız hiçbir zaman. Her an varmış/varabilmiş olma heyecanı zaten varmaktan çok daha huzurlu ve kalıcı bir arayış. Aradığınız şey huzur ise tabi.

En kolay şeyi zorlaştırmak dünyanın en kolay şeyi. Mutlu olmak zaten elimizdeyken , mutsuz olmak da çok kolay. İnce çizgi çemberimizi saran çizgi zaten. Merkezinize koyacak birini bulduktan sonra onu merkezinizde, yanınızda, tutabilmek için elinizden gelen her şeyi yapmanız o çemberin sizden beklediği bir davranış. Ayrıca kendiniz için de en iyisi o merkez noktasındakini koruyabilmekten geçiyor.

Bulun, sevin , çok sevin, koruyun, sevgi çemberinizi büyütün. O sizin hayatınız olacak. İnşallah hepimiz birbirimizin çemberinde bir yerlerde yer alacağız. Hepsi birbirinden mütevazı fakat bir o kadar da önemli noktalar. Merkezini bulmuş olanlar dediklerimi unutmaz umarım, bulmayanlar ise sabırla beklesin :)

Sevgi çemberlerimizin kocaman ve içiçe olması umuduyla...