5 Mayıs 2014 Pazartesi

Zaman

"Vakti geldi" derler. Vakit ne zaman geldi ve ne zaman gitti. Geldi dendiği anda gitti aslında. Kayboldu zamanın içinde, zaman içinde. "Bir varmış bir yokmuş" diye boşuna dememişler.

"Şu an" dediğimiz an diyene kadar geçiyor bile. Yakalamak imkansız zamanı, durdurmak gayrimümkün.

Su dolu bir bardağa benzer insan ömrü. Bardağı ters çevirip suyun yere dökülmeye başlaması doğumu, suyun yere değmesi ölümü andırır. Su gibi akar gider ömür, gözle kaş arasında, sanki tek bir anmış gibi koca hayat. Belki de gerçekten tek bir an hayat. Birden fazla anı bir arada yaşayan gördünüz mü hiç? Ya da anlarını biriktirip sonra yaşayanı? 20 yıl yaşayanın da 200 yıl yaşayanın da yaşayabildiği hep tek bir an, her an tek bir an. Birikmez zaman, saklanmaz, sadece tükenir. Her an, tek bir an tükenir hem de.

Bir üstad da insan hayatını çakılmış bir kibrite benzetmişti. Kibrit çöpü uzunluğunda ömrü, ateşin sonsuza kadar yanacağını sanarak geçirmek en büyük yanılgı olabilir. Çünkü doğumdan itibaren ölüme koşuyor insan. Görmezden gelerek, hayatının ilerlediğini sanıyor doğrusal olarak algıladığı zaman düzleminde. Kim demiş?

İslam'da "an-ı vahid" kavramı bir an anlamındadır. Tek an, birden bire. Baştan sona tüm hayatın, bu düzlemde görebildiğimiz her şeyin Allah tarafından tek bir an olarak görüldüğünü izah eder. Biz belki zamanı akan bir yol olarak görebiliriz, bu yolda yürüdüğümüzü düşünebiliriz. Fakat her zaman tek an yaşadığımızı ve her zaman sadece tek bir ana sahip olduğumuzu unutmazsak, belki biraz zamanla bütünleşme yaşayabiliriz. Belki an-ı vahid içinde hissedebiliriz kendimizi bir nebze.

Kim bilir?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder